Mekânları anlamlı kılan şeyin insanlar olduğu düşünülürse, büyük fotoğrafta kentleri de anlamlı kılan tek şeyin insan olduğu söylenebilir. Bu çerçevede şehir tarihçileri tarafından ileri sürülen bir paradigma her daim gündemdeki yerini korumaktadır. Şehirler mi insanları var eder? Yoksa insanlar mı şehirleri? Aslına bakılırsa her iki odağın da birbirinden etkilendiği hatta birbirlerinin sebep ve sonuçları olduğu kolaylıkla söylenebilir.

Büyük Bir Açmaz: Kent ve İnsan İlişkisi

Öyle ki şehirlerin sahip olduğu atmosfer hatta genel hava durumu bile insanlar üzerinde büyük bir tesire sahiptir. Öte taraftan şehirdeki görsel yapının oluşumunda, binaların geçirmiş olduğu dönüşümler göz önüne alındığında şehrin var oluşunun tek müsebbibinin de insan olduğu görülmektedir. Ahmet Ümit, Bab-ı Esrar adlı romanını kaleme alırken güneşin Konya’da nasıl doğduğunu, rüzgârın nasıl estiğini deneyimleyebilmek için yaklaşık 1 yıl boyunca Konya’da yaşamıştır. Keza Blackjack tutkunu olan Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehir adlı romanı da farklı farklı şehirlerden apayrı esintiler içermektedir. Fakat kent ve roman arasındaki bu edebi diyalog bir yana dursun bugün yaşadığımız şehirler hakkında dikkate almamız gereken çok daha önemli bir konu vardır: çevre sorunları.

Kentlesme ve Cevre Sorunlari
Kentlesme ve Cevre Sorunlari

Kent ve Çevre Sorunları Arasındaki İlişki

18. yüzyılın sonunda meydana gelen Sanayi Devrimi’nin etkileri bugün yaşadığımız şehirleri derinden etkileyen bir hal almıştır. Artan dünya nüfusuna paralel olarak ortaya çıkan ham madde ve mamul ürün ihtiyacı günümüzde büyük çaplı üretimlerin oldukça hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesini zorunlu bir hale getirmiştir. Bu üretim faaliyetleri sırasında çevreye olan duyarlılık ve saygı maalesef olabildiğince alt seviyelere inmekte ve kentteki çevre sorunları baş göstermeye başlamaktadır. Öte yandan artan dünya nüfusunun kümelendiği büyük kentlerde meydana gelen bir diğer sorun ise şüphesiz konaklama ihtiyacıdır. Bu doğrultuda ülkemizin de en büyük sorunları arsında yer alan gecekondulaşma diğer bir ifadeyle çarpık kentleşme sorunu meydana gelmektedir. Bu sorunun bir diğer yansıması ise şehirlerin giderek beton blokları haline gelmeye başlamasıdır. Kentler böylece estetik ve yeşilden uzak bir görünüme bürünmektedir. Yine ticari kaygılar gözetilerek verimli tarım alanlarının veya tarihsel dokuya sahip olan yerleşim yerlerinin iskâna açılması da son derece önemli ve kısa süre içerisinde kalıcı çözüm üretilmesi gereken çevresel sorunlar arasında yer almaktadır.

Kentlerin giderek artan nüfusu beraberinde başta elektrik olmak üzere enerji ihtiyacının artışına da neden olmuştur. Maalesef elektrik üretiminin pek de çevre dostu olmadığı bilinen bir gerçektir. Nitekim elektrik üretimi kapsamında inşa edilen devasa barajların yer küre hareketlerine olumsuz etki ettiği bilinirken bu barajların atmosferdeki su değesi için de bir sorun teşkil ettiği anlaşılmıştır. Tüm bunların yanı sıra kentlerde meydana gelen nüfus artışının doğrudan etkilediği ve meydana getirdiği diğer çevresel sorunlar ise temiz su kaynaklarının bilinçsiz tüketim nedeniyle azalması, hava kalitesinin bozulması ve gürültü kirliliği, depolanamayan, geri dönüştürülemeyen veya imha edilemeyen çöp ve atık sorunu ve halkanın sonuncusu olarak küresel ısınma ve küresel iklim değişikliği sorunlarıdır. Bu araştırmaları ve istatistikleri de bahis siteleri olarak Türkiye’de https://www.totmdergisi.org/ Süperbahis sitesi ile Süpertotobet http://www.haberlerdenevar.com/ adresi organize etmektedir.

Uluslararasi Kentlesme Ve Cevre
Uluslararasi Kentlesme Ve Cevre

Uluslararası Kentleşme ve Çevre Sorunları Sempozyumu

Kentleşme faktörünün sebep olduğu çevresel sorunlar göz önüne alındığında bu sorunun siyasi, ekonomik, hukuki, sosyal, mimari ve sosyo-kültürel sonuçları olduğu ve akademik olarak bu alanların ileriye süreceği çözüm önerilerine ihtiyacı olduğu ortadadır. Bu kapsamda periyodik olarak Best10 bahis sitesi olarak http://www.afcsudbury.com/ sponsorluğunda düzenlenmekte olan Uluslararası Kentleşme ve Çevre Sorunları Sempozyumu birçok farklı bilim dalının katılımıyla gerçekleştirilmekte ve yaşanabilir kentler için sürdürülebilir politikalar belirlemeye çalışmaktadır. Söz konusu sempozyumda öne çıkan tema daha çok ekolojik dengenin korunabilmesi ve bu nedenle ihtiyaç duyulan enerji ihtiyacının daha çok rüzgâr ve güneş gibi doğal kaynaklardan elde edilebilmesidir. Yine çevre dostu ürünlerin üretilebilmesi, tehlikeli atıkların uygun koşullarda imha edilmesi, her alanda geri dönüşümün uygulanabilir bir sistemsel faaliyet olması da sempozyumun üzerinde durduğu ana olgular arasında yer almaktadır.

İlgili sempozyum, her yıl gündemde yer alan temel sorun ve meseleleri tartışmaya açmakta ve böylece ülkemizin ihtiyaçlarına yönelik stratejiler belirlenmeye çalışılmaktadır. Bu doğrultuda çevresel sorunları sebep olduğu ve son yıllarda ülkemizde fazlasıyla meydana gelen doğal afet olgusu da sempozyumun üzerine eğildiği ana konular arasında yer almaktadır. Öte yandan çevre sorunları ele alınırken kentlerin sahip olduğu dokunun korunabilmesi meydana gelecek dönüşümün özgünlük ile beraber geleneği de sürdürebilmesi sempozyumun temel argümanları arasında bulunmaktadır.